HAYATI YAKALA

HAYATI YAKALA

“Hayatı yakalamak için hayatın değil, hayatının peşinden gideceksin. Kendi yaşamının gurmesi olacaksın her anlamda, herkes belli tarihlerde kutlama yaparken sen her günü kutlayacaksın, yaşamın bize verilmiş bir ödül olduğunu aklından çıkarmayacaksın bir an bile.”

Bilge sohbetimizin en derin kısmında bu cümleyi kurunca ben de not almak için izin istedim.

“Hayatı yakalamak için yıl başı, doğum günü, baharın başı gibi tarihleri beklemek çok anlamsız, hayat çok değişken ve dinamik, sürekli dönen bir dönme dolap düşün, binmek için durmasını beklersen çok beklersin, at kendini içine ve onunla dönmeye başla.

Evrenin enerjisi ile uyumlanmak diye bir şey var, hani her şeyin yolunda gittiği hissine kapıldığın anlar vardır ya hayatı yakaladığında bu anlardan oluşur hayatın.”

“Bilmece gibi konuşuyorsun bazen, biraz daha anlaşılır bir formata ihtiyacım var” dedim Bilge’ye.

“Hayatı yakalamak gülmektir, bir sofra etrafında dostlarla sohbet etmektir, çalışmaktır ama dinlenmeyi ve eğlenmeyi de bilmektir, yardım almak ve yardım etmektir, kutlama fırsatlarını kaçırmadan tanımadığın insanları da davet etmektir sofrana.”

“Hayata karşı iştahlı olmak da diyebilir miyiz buna?”

“Evet, bence güzel bir benzetme” diye yanıtladı Bilge.

“Yeşille mavinin tadının çıkarmaktır hayatı yakalamak, insanı en çok bu renkler dinlendirir, ağaçların yeşili, gökyüzünün mavisi, bir de denizin mavisi.”

“Bir de limandan ayrılmak gerekir bazen hayatı yakalamak için, bilirsin meşhur sözdür, gemiler limanda daha güvendedir ama gemi bunun için yapılmamıştır.”

“Hayata haksızlık yapmamak lazım; bu nedenle yaşamayı bilmek gerekiyor, bu da zaman içinde oluşan bir meziyet.”

Bilge ile olan sohbetimiz bir süre daha devam etti. Sohbetlerimizden oluşan dördüncü kitabım ilk olarak İzmir Kitap Fuarı’nda okuyucular ile buluşacak, ben de heyecanla bekliyorum.

Sevgi ile kalın.

Paylaş