CESARET VE KARAR ALMAK ÜZERİNE

CESARET VE KARAR ALMAK ÜZERİNE

Cesaret bir yolculuktur. Başlangıçta bir miktar tedirginlik olması normaldir. Bir karar alır ve onu uygulamak isteriz. Kararı uygulamada cesareti oluşturanlar nedir?

Bence içinde önemli miktarda merak var. Farklı şeyler yapmak, farklı insanlarla tanışmak ve birlikte bir şeyler yapmak, kendimizi keşfetmek. Farklılık ihtiyacı insanın en temel ihtiyaçlarından birisidir, hem yaşam kalitemizi olumlu anlamda etkiler hem de konfor alanının dışına çıkmamızı sağlar.

Cesaretin içinde heyecan duymak var ayrıca. Bir kararı uygulamanın heyecanı, bizi sonunda bekleyen güzel şeyler.

Bu merak ve heyecan duyguları zaman içinde cesarete dönüşür. Eğer daha cesur olmak istiyorsanız daha meraklı ve heyecanlı olun, cesaret arkasından kendiliğinden gelir.

Bir insan nasıl daha meraklı olur? Bu bir öğrenme isteğidir, kendine sorular sormayı gerektirir.

Ben ve hayatım nasıl daha farklı olabiliriz? Rutinlerimizin, alışkanlıklarımızın dışında nasıl bir dünya var? Neden olmasın?

Okumak, yorumlamak, tartışmak, yazmak, merak sürecini besler.

Peki nasıl daha heyecanlı olunur? Hayal ederek bence.

Kararı verdiniz ve uygulayacaksınız. Bir ilişkiye başlamak, bitirmek, bir işe başlamak, bitirmek, daha farklı biri olmak, hepsinde yöntem aynı.

Ulaşmak istediğiniz yere geldiğinizde ne yaşayacaksınız, en iyi senaryonuz nedir? Daha fazla heyecan duymak için senaryoyu değiştirin gerekirse, ilaveler yapın.

Bir zamanlar küçük bir çocukken daha meraklı, heyecanlı ve dolayısı ile daha cesurdunuz.

Cesaret, hayata tutkuyla yaklaşmaktır. Hayaller, tutkuyu besler.

Hayal kuramıyorum demeyin, böyle bir şey mümkün değildir. Nefes alabiliyorsanız, hayal de kurabilirsiniz.

Her şey önce zihinde bir hayal ile başlar, sonra gerçekleşir. Risk ise her zaman her yerde var. John F. Kennedy’nin çok sevdiğim bir sözü var, “Değerli olan hiçbir şey tam bir başarı garantisi verilerek yaratılmamıştır” şeklinde. Yüzde yüz emin olmak çoğu durumda mümkün değildir.

Silk and Cashmere markasının kurucusu Ayşen Zamanpur’un bir cümlesine rastladım geçenlerde Linkedin’de dolaşırken, beni etkiledi, sizinle paylaşmak istedim.

“Kaşmir Yolu 92’de Çin dönüşü uçakta “Hepsini devrediyoruz ” diyorum. Çin’e sayısız yolculuk ve araştırmadan sonra, yüksek kaliteli kaşmire, istikrarlı şekilde ulaşmak için salt ithalatın güvenceli olmadığı, orada yatırımın gerekliliği ortaya çıkmıştı. Güzel noktalarda 5 Benetton mağazamız var. Onları devredecektik. Veriler, raporlar kadar olanaklar, kısıtlar ve iç güdülerimle hareket etmek zorundaydım. SC ile ilgili kararlardan ilkini işte böyle korkarak aldım. 100% emin olmadan aldığım ne ilk ne son karardı o. Hala 100% emin değilim ve olmak zorunda da değilim. Yok öyle bir dünya. Fazla duygusal kaçmazsa; hayatta doğruluğundan 100% emin olduğum sadece iki kararım var. Çocuklarım.

Son olarak da minik adımlarla planlamanın öneminden bahsetmek istiyorum. Gerçekleştirmekten çekindiğiniz, keşke daha cesur olabilseydim dediğiniz konu her ne ise bunu kafanızda 3 veya 4 aşamalı bir plan haline getirin.

Cesur olun, hayal edin, gerçekten yaşadığınızın farkına varın. Bir sonraki deneyim, bilinmezliğin büyüsü ve heyecanı.

Bu kez değilse ne zaman?

Sevgi ile kalın.

Not: Tüm eski yazılarıma kendi adımı taşıyan web sitesinden ulaşabilir, koçluk hakkında bilgi almak için mert@mertcuhadaroglu.com adresine mail atabilirsiniz.

Paylaş

Önerilen Yazılar