BİR BİLGE – BARDAĞIN DOLU YARISINDAN BAKMAK

BİR BİLGE – BARDAĞIN DOLU YARISINDAN BAKMAK

Geçenlerde uzun zamandır hasret kaldığım Bilge’yi ziyarete gittim; ayda bir defa görüşmeye gayret ediyoruz, bu defa işlerin yoğunluğu nedeniyle süreyi biraz uzattım. Bilge beni gördüğüne çok sevindi, kısaca hayatımdaki gelişmeleri özetledim, o da bana kendi hayatında olup bitenleri anlattı. Bilge’nin eski tip kocaman bir sobası var, bana patates közledi biraz, çaylar içildi, keyifli bir ortam vardı genel olarak.

Nelerden konuştunuz derseniz çok kısa şöyle özetleyebilirim, “bardağın dolu yarısından bakmayı öğrenmelisiniz” dedi Bilge.

“Bunu pratikte nasıl yapabiliriz?” diye sorduğumda ise bazı ipuçları paylaştı benimle.

“Büyük resmi gözden kaçırmayın, küçük şeyleri dert etmek her zaman büyük resmi gözden kaçırmaktır.”

“Büyük resmi gözden kaçırmamak için neler yapmalıyız?”

“Kendinize sahip olduğunuz şeyleri daha sık hatırlatmalısınız, senin yaptığın ve önerdiğin hayatımda güzel olan neler var egzersizi gibi, hem düşünmeli hem de yazmalı.”

“Başka neler olabilir?”

“Mükemmel diye bir şey yok, bardağın dolu yarısından bakmak biraz da bununla ilgilidir.”

“Senin kadar rahat ve ılımlı olamıyoruz her zaman”

“Başarıya bu kadar çok odaklanmayın; sevme kapasitenizi artırın, sevgi ihtiyacı sadece sevilerek değil severek de giderilebilir, herkesin daha büyük bir sevmek potansiyeli var ama çok azı kullanıyor.”

“Bardağın dolu yarısından bakmak başka hangi bakış açılarını gerektiriyor?”

“Zaman ayırmalı insan kendisine ve sevdiklerine, en değerli şey zaman, her zaman yapılması gereken şeyler olabilir, birbirinize daha fazla zaman ayırmalısınız, herkes birbirinin sözünü kesiyor, kimse kimseyi doğru düzgün dinlemiyor gibi geliyor bana bazen.”

“Haklı olabilirsin, anda kalmak da bu konu ile bağlantılı mı?”

“Elbette, anda kalma deneyimini daha yoğun yaşayan insanlar genellikle bardağın dolu tarafından bakmayı bilenlerdir, başka türlü anda kalamazsın zaten, zihnin sürekli geleceğe yolculuk edip seni kaygı ve endişeye taşır.”

“Bardağın dolu tarafından bakmamızın önündeki en büyük engellerden birisi de bu bence, zihnimiz sürekli geleceğe yolculuk yapıp önümüze kaygı ve endişe dolu senaryolar getiriyor.”

“Çok ileriyi düşünüyorsunuz; bu kadar ileriyi düşününce de içinizi karamsarlık kaplıyor. Bu kadar uzun vadeli düşününce iyimser olmak, bardağın dolu tarafını görmek her insan için zorlaşır.

Gel biraz daha kısa vadeli düşünelim. Dediğim gibi hiç bir insan fiziken şu anda bulunup zihninin gelecek için yarattığı olumsuzluk senaryoları ile mücadele edemez.

Eskiden ben de biraz böyleydim senin yaşlarında; sonra zaman içinde o kadar da uzun vadeyi düşünmemeyi öğrendim.

Siz bazen bir yıl sonrasını düşünüyorsunuz, bu süreyi ilk etapta 3 aya çekelim, sonra da bir aya düşürelim, bakın bakalım o zaman bu kadar çok endişe kalacak mı?

İnsanlar anda kalmadıkları zaman hep daha çok endişe duyarlar. İçinde olduğumuz anda bir sıkıntı yoktur; sıkıntı hep geleceğe dair kafamızda şekillendirdiğimiz korkularda ortaya çıkar.

Her şeyi zamanı geldiği zaman çözeceksin hayatta, bu hiç plan yapmayacaksın anlamına gelmiyor, bunun bir dengesi var, sorun çözme yeteneğine sahipsen, insanlarla iletişimin iyiyse, yardım isteyebiliyorsan gerekince merak etme hayatta karşılaştığın problemleri çözersin.

Bu süreçte yapmak istediğiniz şeyler konusunda çalışmaya devam edin elbette, aşama aşama ilerleyin, anda kalmaya çalışın, o zaman bardağın dolu yanını görmek kolaylaşır.

Benim önerim bu.”

Bilge ye teşekkür edip yanından ayrıldım. Hepinize çok selam söyledi.

Sevgi ile kalın.

 

Paylaş